9 Aralık 2009 Çarşamba

Madonna Stratejisi

Madonna akıllı kadındır. Yıllar boyu müzik piyasasında bu aklıyla var olmuştur. Sesi ne Whitney Houston ne de Mariah Carey'dir. Ortalama bir vokali ve sesi vardır. Ancak öyle zeki bir kadındır kı uyguladığı taktikler pazarlama kitabına "Madonna Stratejisi" olarak geçecek cinstendir. Kraliçe olmak kolay değil tabi! (Strateji isminin tüm hakları "bilirkişi raporuna" aittir. Sana söylüyorum Cem Mumcu!)

Trendleri takip etmek zaten herkesin uyguladığı bir stratejidir, fakat var olabilmek ve kariyerine devam edebilmek için bu yeterli değil. Madonna'yı diğer starlardan ayıran bir özelliği var; Vantuz Özelliği. (Bu özellik bundan sonra Madonna Stratejisi olarak anılacaktır :)

Hepimiz biliriz ki insan bulunduğu jenerasyonu takip eder ve içinde bulunduğu jenerasyonun şarkıcılarını dinler. Örneğin benim dönemimde "boy band" olarak Back Street Boys revaçtaydı, sonra Westlife, daha sonra da Blue vb gruplar takip edildi. Blue dinleyen bir nesil zaten Back Street Boys'u takip etmiyordu, Back Street Boys kitlesi de "boy band" hevesini aldığı için de "Blue" olayına hiç girmedi.

Çok hızlı tüketen tüketiciler olduğumuz için bulunduğumuz jenerasyonun ürünlerini tadıp tüketiyoruz. Geriye dönüp diğer jenerasyonlara bakıp onları tüketmek demek vakit kaybı demek bizim için. Herşeye erişim ve herşeyi tüketim hızlı olmalı.

Madonna bunun çok farkındaydı. Her jenerasyona hitap etmenin bir numaralı kuralı o dönemin en parlak genç yıldızına Vantuz gibi yapışmaktı. Hem var olan dinleyici kitlesi duracak hem de kendisinden bir haber yeni jenerasyon dinleyicilerini hayran oldukları şarkıcıların yardımı ile kendisine çekecekti.

Neler mi yaptı Madonna? Bir göz atalım;



-Kylie Minogue'u beğendini söyleyerek konserlerine onun t-shirt'üyle çıktı.
-Britney Spears ve Christina Aguilera ile show yaparak onları dudaktan öptü.
-Britney Spears'la düet yaparak "In the Zone" videosunda oynadı.


-Justin Timberlake'le düet yaparak onu "4 Minutes" videosunda oynattı.
-Son albümünde Pharrell ile çalıştı ve onunla düet yaparak "Give it 2 me" videosunda oynattı
-Son dönemde de Lady Gaga'yı çok başarılı bulduğunu ve çok sevdiğini söyledi. Lady Gaga ile birlikte "Saturday Night Live" programının bir parodisinde oynadılar hatta.


Söyleyin bakalım! En favori şarkıcınızın sevdiği, klibinde oynadığı ve övdüğü şarkıcıyı siz de sevmez misiniz? Seversiniz! Britney'e hayran bir çocuk veya Lady Gaga'yı seven ergen bir kız Madonna'yı da sevmez mi? Sever tabii :)

Madonna zaten kraliçe, ama bu strateji ile yeni jenerasyonlar arasında da kraliçe olmaya devam edecek.

P.S. Sıkı bir Madonna hayranı olan Hande Yener bu stratejiyi kaşfetmiş olabilir mi sizce? :) Demet Akalın'la barıştığına göre çoktan keşfetti. Bengü'yle, Demet Akalın'la ve diğer şarkıcılarla laf yarışına gireceğine onlarla çalışsaydı, beraber şarkılar üretselerdi şimdi sürünüyor olmayacaktı. Her iki taraf da kazançlı çıkacaktı.

29 Kasım 2009 Pazar

Emre Kalcı ve Aşka Dair Her Şey

Aşk, aşk, aşk… Senin için ne acılar çekildi, senin için ne şarkılar yazıldı, senin için ne filmler çekildi, ama kim senin hakkını doğru dürüst verebildi ki? Kim seni tanımlayabildi, kim seni tamamlayabildi, kim seni var edebildi? Aşk’ın bizi mutlu etmeye sözü olmadığı gibi, bizim de aşkı umutlu etmeye sözümüz olmadı hiç. Ama bir gün öyle biri girdi ki hayatımıza, bize aşk’ın tanımlayıcısı, tamamlayıcısı ve var edicisi olduğunu gösterdi. Emre Kalcı; Aşk’ın hakkını veren tek edebiyatçı.

“Her Aşk Biraz Kendinin Katilidir”, “Alçı” ve “Sessiz Düet, Silahsız Düello”dan sonra 4. kitabı "Kir" 2 kapak seçeneği ile Kasım 2009’da kitapçılardaki yerini aldı. “Aşkta herkes bir gün kendi ihtilalini yapacaktır…” diyerek aşkı yazmaya devam eden Emre Kalcı, bizi kendi ihtilalimizi yapmaya çağırıyor. Aşk bazen “kir”lense de, o aşka olan inancını hiçbir zaman kaybetmedi. Belki de aşk’ı herkesten daha güzel yazmasının nedeni de buydu, zira kendisi aşkı yaşatmayı hiç bırakmadı.

Kitabı aldığımda bir solukta okudum ve Emre Kalcı’nın kitapla da olsa hayatıma girmesinden çok mutlu oldum. “Kir”de en çok sevdiğim yerleri sizinle paylaşmak istiyorum;

Sf. 15

Aşk insanı en duyarlı kıvrımlarından yakalıyor. Âşıklar o duyarlılıklarla uğraşa uğraşa zamanla ilahi teması sıradanlaştırıp çocuklaşıyor. Çocuklar acımasız olurlar ya, belki de ondan herkes aşkta günü gelince silahlarını umarsızca kullanabiliyor…

Sf. 28

Korumaya aldığın hayatın ilk kez kendi elinle sürgün veriyor… Bütün mektupların geri dönmüş, seyrettiğin tüm filmler sonunu silmiş, kitapların altı çizili sayfalarını yırtmış, şarkılar kendi sözlerini yakmış…
Bir anda eskiye dönemeyecek kadar azalmışlar…
Kızma! Onlar da bunu sadece kendilerini korumak için yapmışlar…

Sf. 29

sevgilinin bir eli cahil, bir eli cihansa,
bir sözü yasa, bir lafı yalansa,
bir gözü şiir, bir gözü sakarsa…

İnan bana kapatılan tüm fallardaki ayrılık doğru çıkar, fincana kim bakarsa…


Sf. 34

Aşk derin çocuklara hep sığ bir sahil, küçük bir dalga hediye ediyor, kendilerini daha çok sevsinler diye…

Sf. 73

Bak bu eldiveni sana aldım, ellerin üşümesin diye,
diye diye
unutturdum kendi ellerimi de…

Sf. 99

Şimdi bir çocuk gibi pis ellerini üzerine sileceksin… “Hadi artık, oyun bitti!” diye seslenecek biri, kendi evine döneceksin. Kapıda durup bir an katıla katıla ağlayacaksın. Sonra hiçbir şey olmamış gibi sokakta oynadığın artık yalnız kalmış arkadaşına el sallayıp merdivenleri çıkacaksın… Ertesi gün oradan taşınacağınızı bildiğinden hiç bahsetmeyeceksin…
Çocuksun ve acımasızsın, bunu da yapacaksın…

Sf. 111

"Vücudum buruştu ağlamaktan; çocukken de teneke oyuncaklarım paslanıyordu hep bu yüzden… Oyuncaklarımın kıymetini bilmediğimi düşünüyorlardı, yaramaz diyorlardı bana… Oysa benim yaram hiç az olmadı…"


Sen ey aşk insanı! Sen ey kelimelerin efendisi Emre Kalcı! Aşka olan inancını sen hiç kaybetme ve yolumuzu kaybettiğimizde bize hep aşk yolunu göster!

1 Kasım 2009 Pazar

Kusursuz Veda

Bazı kitaplar vardır hayatımıza derin etkiler bırakır. Son okuduğum kitap bu kitaplardan biri; Kusursuz Veda. Jale Demirdöğen’in Liman Yayınları'ndan çıkan ilk romanı. İlk romanı olmasına rağmen gelecekte adını çok duyacağımız bir yazar kendisi. Daha şimdiden ikinci kitabını büyük bir sabırsızlıkla bekler oldum.

Kusursuz Veda; Yasemin, Şimal, Nilgün ve Selin'in hayatları arasından geçerek okuyucu büyük bir merak ve tutkuyla bağlıyor ve kurgusu ile insanın başını döndürüyor. Araya serpiştirilen Gül, Fikret ve Doğan karakterleri de hikayenin tadı, tuzu ve ayrılmaz bütünü oluyor. Kitap adeta işitsel ve görsel bir şölen. Bu iki özellik kitaba 3 boyutlu bir hava katıyor ve kitabı okumuyor adeta yaşıyorsunuz. Kitabın arka fonunda çalan Mozart kulaklarınızdan eksilmeyecek hiç. Arada geçen şarkıların sözlerini de okurken radyonun sesini açmış gibi dinleyeceksiniz her bir şarkıyı. Leman Sam’dan Sezen Aksu’ya uzanan ve hikayeye eşlik eden güzel bir seçki.

Dedim ya insanı etkileyen çok az kitap vardır diye, bu da o kitaplardan biri. Kitabın sonuna gelirken Mozart'ın Lacrimosa'sının tepe noktasına ulaşacaksınız ve anlatılan bu ağıta sessizce ağlayacaksınız.

Kusursuz Veda, adı gibi kusursuz bir kitap. Jale Demirdöğen’e, biz okurlara böye bir kitap armağan ettiği için çok teşekkür ediyorum.

http://www.jaledemirdogen.com/

P.S. Kitabın 2. Baskısı Nemesis Kitap'tan aşağıdaki kapakla çıktı ;