3 Ağustos 2009 Pazartesi
Non-celebration!
28 Temmuz 2009 Salı
Rock n Coke ve Juliette Lewis ve The Prodigy
Festival alanına geldiğimizde yüzlerce metre yürümek zorunda kaldık. Ot, kokain ve bilimum malzemeler için sıkı bir arama yaptıktan sonra shuttle yardımı ile festivale ulaşabildik. İnsanlar ilginçti her zamanki gibi. Tarzlar, saçlar, giysiler. Bir nevi Converse festivali de sayılabilirdi. Festivalin resmi ayakkabısı Converse'ti. Converse'ın ne kadar yırtık ve kirliyse o kadar alternatiftin! AKP zihniyetinden mi yoksa İstanbul'un muhafazakarlığından mı anlayamadığım bir muhafazakarlık çöktü üzerime orda. Şu gençliğin haline bak dedim, Ahlaki Erozyon dedim, sonra da "Fuck Off" deyip silkelendim ve kendime geldim :) Eğlenme zamanıydı!
Emre Aydın'ı izledik ilk olarak. Eskiden severdim onu, ama şimdi antipatik geliyor bana. Sebebi bilinmez! Belki de günlerce ve aylarca uyumayarak mesaj gönderip MTV ödülü alması olabilir :)
Ardından bir Juliette Lewis çıktı ki neler kaçırdığınızı anlatamam. Hayran ve aşık olunası Rock'ın yeni Tanrıçası! O enerji, o danslar, o hareketler inanılmazdı. Hatun hiç yerinde durmadı. Sürekli koşturmacadaydı. Onu izlerken çok eğlendim. Desdinova "Natural Born Killers"taki hatun olduğunu öğrenince daha bir aşık baktı Juliette'e. Kendimden de utandım, kendimi yaşlı hissettim onu görünce. Kadın kudurdu resmen, hayat doluydu.
P.S 2: Size de birkaç video;
Bu da Rock n Coke'taki muhteşem Prodigy'nin Smack My Bitch Up performansı. Görüntü amatör ama heyecan profesyonel! Özellikle 3:34 dakikasına dikkat. Get the Fuck Down kısmına :)
25 Temmuz 2009 Cumartesi
Ahlaki Erozyon
Tayyip'in söylediği sözler kanımın çekilmesine neden oldu;
"Dün maalesef gençliğimizin bir bölümünün halini gördük. Gerçekten üzüntü vericiydi. Bu şekilde sınırsız, kontrolsüz bir ahlaki erozyonun olduğu yapılanma bizi dertlendiriyor. Onun için aileye sahip çıkacağız. ‘Çoluğumuz, çocuğumuz nereye giderse, gitsin’ diyemeyiz. Kendi başına bırakılan unutmayın, ya davulcuya ya zurnacıya.”
Beni asıl rahatsız eden bir flashforward; Gözümün önüne siyah beyaz bir Türkiye geldi. Her yer kara çarşaf, cüppe, uzun sakal, iğrenç bir hacıyağ ve pislik kokusu geldi, hem gördüm hem de kokladım bu görüntüyü. Midem bulandı.

Persepolis'in animasyon olmayan hali geldi gözümün önüne. Rock, club, punk müziklerini sessizce dinlediğimiz, küvette gizlice şarap yaptığımız görüntüler geldi aklıma. Korktum! Küçükken annemin ve babamın yanımda olmadığı zamanlarda yaşadığım güvensizlik, korku ve panik doldurdu içimi.








